E-Adalet Forum: M.CESUR GÖÇMEN' İN İSTANBUL PANELİ KONUŞMASI - E-Adalet Forum

Jump to content

Online Sınav Sistemi Hizmete Girmiştir http://www.e-adalet.org/online_sinav/

E-Adalet Forum Top Latest Statistics

Last 20 Topics:  #1 Havuzlarla ilgili Güzel Bir Yazı By: gimbir      #2 ZAM İSTİYORUZ By: EMEKTAR      #3 2010 Yılı İcra Müdürlüğü Sınav Tarihi Açıklandı!!! DETAYLAR. By: kartol      #4 KENDİ RUHUMUZLA BULUŞMAK.... By: ciproktan      #5 3717 Sayılı Kanunun Genelge Yayımlanıncaya Kadar Dağıtılmayacağı Hakkında Duyuru By: gimbir      #6 Medya iletişim By: GöLGe      #7 GERÇEK DOST By: BASYURT      #8 İZİ KALIR By: BASYURT      #9 Online Sınav Sistemi Hizmete Açılmıştır By: EMEKTAR      #10 MUTLULUK By: dunyayadeger      #11 İDARECİ KİMDİR By: *Şefyazman*      #12 BİR BAKIŞ AÇISI.... By: *Şefyazman*      #13 Ceza ve Tevkif Evleri Görevde Yükselme ve Ünvan Değişikliği Soru ve Cevapları 2008 Yılı By: fdemir      #14 2009 Yılı İcra Müdürlüğü Sınav Soruları ve Cevapları By: fdemir      #15 HAVUZLARLA İLGİLİ TASARI MECLİSTE KABUL EDİLDİ. By: ebarış      #16 HALİL İBRAHİM BEREKETİ By: ciproktan      #17 Görevde Yükselme Ders Notları(İnsan Hakları) By: kurt176      #18 İDARECİLERE ÖĞÜTLER By: BASYURT      #19 KARAMOĞLU MEHMET BEYİ ARIYORUM... By: BASYURT      #20 NİKAHTA KERAMET BU SANIRIM By: BASYURT      Top 5 Posters:  #1 - GöLGe (5790)  posts    #2 - *CLeRiC* (4973)  posts    #3 - *Şefyazman* (4669)  posts    #4 - amonra (2851)  posts    #5 - Nergin (2847)  posts    Forum Status: Total Topic: 16012   Total Reply: 83647   Total Read: 9,853,134   
Latest Board Statics 2.0.0 © 2010 IBMafia

Page 1 of 1
  • You cannot start a new topic
  • You cannot reply to this topic

M.CESUR GÖÇMEN' İN İSTANBUL PANELİ KONUŞMASI Rate Topic: -----

#1 User is offline   gimbir 

  • Usta
  • Group: Usta
  • Posts: 421
  • Joined: 27-July 06

Posted 31 January 2010 - 09:33 AM

Sayın Başkanım, Değerli konuklar ve fedakar Yargı Çalışanı arkadaşlarım.
Bugün dile getirilen ve getirilecek sorunlar hemen hemen hepimize bildik gelecek. Sanki yeni bir şey söylenmiyor gibi hissetmiş olacağız. Zira artık öyle bir hale geldi ki Yargı Çalışanlarının sorunları kanıksanmış ve sıradanlaşmış, sanki bu sorunlar hayatın olağan birer parçası, bizim iki elimiz, ayağımız gibi bizle yaşar hale gelmiştir. Durumun böyle olması ise vahametin boyutunu da aynı oranda göstermektedir. Artık neredeyse bütün Yargı Çalışanları, “ …zaten bişey olmaz, herkese iyi şartlar sunulur bizim durumumuz değişmez, biz zaten üvey evlatız, ben artık düzeleceğine inanmıyorum v.b.” düşünceler içerisine girmiş böyle bir ruh hali ile iş yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Oysa Yargı Çalışanları yakın zamanda düzenli ve kendi oluşumları ile gösterdikleri gayretlerle, sağladıkları doğru ve iyi ilişkilerle, izledikleri genel ve doğru yöntemlerle önceki dönemlere göre istenilenin altında ancak önceye göre daha iyi sayılabilecek bir takım düzenlemelere kavuşmuştur. Bunların arasında çok önemli bulduğum personelin, aynı teşkilat içinde Muvafakat alamama nedeni ile eşinden ve yaşam düzeninden ayrı yaşamaya zorlandığı Tayin usulünde yapılan değişikliktir. Bu yolla ortaya belli kriterler konmuş ve nihayetinde nispi iyileşme sağlanmıştır.
Yine yakın zamanda personel istihdamı konusunda ciddi mesafe kat edilmiş, bunun devamı halinde, birim çalışma – birim işyoğunluğunda rahatlama sağlanması sürdürülebilir olacaktır.
UYAP’ ın uygulama sorunları olmakla birlikte sağladığı her türlü yarar artık dünyada ilgili birimleri tarafından da tartışmasız kabul görmüştür.
Peki bütün bunlar böyle de Yargı Çalışanlarının sitemi neden son bulmuyor. Son bulmuyor çünkü; Yargı Çalışanlarının sorunları dağ gibi derya gibi. Bu tarz iyileştirmeler dahi kartopu yumağını eritmeye yetmiyor. Bu kartopu yumağı içerisinde neler var ve bunların çözümleri nelerdir? Biz de tam bunları söylemek ve söylediklerimizin herkesin dikkatine sunulmasını sağlamak için buradayız.
Yargı Çalışanlarının temelde ekonomik ve özelde 3717 Sayılı Yasa’ dan kaynaklanan talep ve çözüm önerisini biraz sonra ifade edeceğim. Ancak temelde Yargı Çalışanlarının sorunlarının esasını, bakış açısı farkı oluşturduğuna inanıyorum. Yargı bütünlüğü sadece İddia – Savunma ve Yargı eylemi ile sınırlı mıdır? Bir başka deyişle Yargı Üç ayaklı mı Dört ayaklı mı? Sadece iddia, savunma ve yargılama olarak tanımlanması yeterince yargı işlevini açıklamakta mıdır? Kanımca Yargı - Yargılama tanımı içerisinde buna tamamlayıcı hizmetler olan Yargı Çalışanlarını da dahil ederek gerçekte bağımsız ve tarafsız yargıya ulaşmak mümkün olur. Sadece Yasama’ nın iyi yasa çıkarması nasıl ki kendi başına yetmiyor bunun adil, doğru ve süratli şekilde hayata geçeceği icra organı eliyle yürütülmesi bu yasaya vücut veriyor ise Yargının da tüm kararlarının vücut bulması ancak onu tamamlayan hizmetlerin yerine gelmesi ile mümkün olur. Bu nedenledir ki Yargı Personeli Yargının tartışılmaz diğer ayağını oluşturmaktadır. Güçlü, müreffeh, asgari geçim standardında ve en azından diğer kurum personellerinden daha düşük sandalye de oturmayan Yargı personeli, ülkemizin ihtiyaç duyduğu seviyeye gelmesinde sanıldığından daha büyük katkı sağlamış olacaktır. Bu bağlamda personelin çalışma motivasyonunu yok eden ve onu potansiyel tehdit altında ruh hali ile çalışmasına neden olan İdari görevi ve Yargı faaliyeti ayrımı net olarak en azında uygulamada yapılabilmeli. Örneğin İdari İşler personelinin eylemi nedeni ile doğrudan soruşturma yolunun izlenmesi yargısal faaliyet olarak mı görülmeli neye göre anlaşılmalı? Yargısal faaliyet yürüttüğü her nahoş hadisede önüne gelen personelin konusu idari sayılabilecek olaylarda dahi buna soruşturmaya muhatap olması, buna rağmen yargı camiasından sayılmaması. İcra Dairelerinde sıkça karşılaşılan örneklerden biri istihkak iddiasında dava açma mükellefiyetini borçluya veya alacaklıya yüklendiği ve özü itibari ile mesleki karar niteliğinde olan eyleminden dolayı taraflardan biri şikayette bulunduğunda doğrudan cezai ve idari soruşturma başlatılıyor. Hiçbir ön inceleme mekanizması işletilmiyor. Burada kişiye ceza tertib edilip edilmemesi değil kişinin doğrudan soruşturma kapsamına alınıyor olması dikkate değerdir.
Yine Yargı Çalışanları çalıştığı birimde Yönetimde ve yönetime katılmada hiçbir şekilde ilerleme sağlayamıyor. İdari anlamda hiçbir söz hakkı fiilen bulunmuyor. Mahkeme Yönetim Sistemi bile güçlü bir yargı personeli yerine prensipte işi azaltılmış hakim ve savcı oluşturma esasıyla düzenleniyor. Oysa diğer kurumlarda çalışanlar terfi veya diğer yasal yollarla çalıştığı birimde en üst mevkilere kadar gelme imkanı var iken Yargı Camiasında bu durum ne yazık ki Yazı İşleri Müdürlüğü, İcra Müdürlüğü, Cezaevi Müdürlüğü gibi makamlarda son buluyor.
Çalışanların Mali hakları konusunda güncel olan üç temel konuyu değerlendirelim. Tabii burada 3717 Sayılı Yasa ve Nöbet Ücretleri ve fazla mesai esası üzerinde değerlendirme yapacağım. Ancak bu Adli Hizmet tazminatının arttırılması, Yargı Ödeneğinin Çalışanlara da ödenmesi, Yıpranma Tazminatı verilmesi ve başkaca mali hususları yok saydığım anlamına gelmesin. Günün amacına uygun olsun ve zaman tasarrufu sağlamak adına sadece bu üç hususu dillendireceğim. Zira bu üç husus birbirleriyle yasal düzenlemelerin zamanlaması nedeniyle de ilişkilendirilmiştir.
3717 Sayılı Yasa 1991 Yılında yürürlüğe girmeden önce Harçlar Kanununun 34. Maddesi olarak temelde var idi. Ancak Harçlar kanununda yer alan yol tazminatı hususu yeni bir yasa ile düzenlenerek 1991 Yılında bu madde yürürlükten kaldırılmış ve prensipte 3717 Adli Yargı Çalışanları için bir gelir kalemi olarak düzenlenmiştir. Daha sonra 2004 Yılında 5172 Sayılı Yasa ile yapılan bir düzenlemede çalışanlara Fazla mesai ödenmesi hususu getirilmiştir. Bu yasadan yaklaşık bir yıl sonra ise 5435 SY. İle Hakim ve Savcılar ile personele Nöbet Ücreti ödenmesi hükmü gelmiş ne var ki bu defa Haciz ve Keşif Yolluklarının ödenmesinde herkesin bildiği ve mağdur olduğu kota düzenlemesi yapılmıştır. Yine bu tarihten Yaklaşık bir yıl sonra 5536 Sayılı Yasa ile bu defa Hükümet tasarısında olmadığı halde, Bütçe ve Plan Komisyonunda yapılan bir düzenleme ile çalışanların Nöbet ücretleri Kaldırılmış, bu kez fazla mesai ödeme birimi üç katına çıkarılmıştır. Bütün bu düzenlemelerde sürekli olarak Ceza ve infaz kurumu personelleri açıkça hariç ifadesi kullanılarak kapsam dışında tutulmuştur.
Bu konuda aynı üst yapı içerisinde bulunan Ceza ve İnfaz Kurumu Personellerinin sürekli olarak 3717 kapsamı dışında tutulmasını, hele ki teminde güçlü v.b. nedenlerle bir kısım personele daha fazla katkı sağlanan düzenlemelerden, zorunlu nöbete tabi ve hatta mesai mefhumu dahi gözetilmeyen bu kurum personellerinin asgari düzeyde bile yararlanamamasını anlamak çok da mümkün değil.
Başa dönersek ilk nöbet düzenlemesini getiren yasa gerekçesinde, bunu kaldıran yasa gerekçesinde, karşı oy yazılarında ve veto gerekçesinde hiçbir şekilde Yargı Çalışanı yer almamıştır. Kota düzenlemesi dahi hayati önem taşırken gerekçesinde ise aynen
Madde 48.- Maddeyle, 8.5.1991 tarihli ve 3717 Sayılı Adlî Personel İle Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Gideri ve Tazminat Verilmesi ile 492 Sayılı Harçlar Kanununun Bir Maddesinin Yürürlükten Kaldırılması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasına eklenen cümleyle; mahkemelerde görev yapan adlî personel arasında ek gelir adaleti sağlanmaktadır. Bizzat keşfe ya da hacze giden memur, en yüksek devlet memuru aylığına kadar emeğinin karşılığı olan yol tazminatının 1.2 sini alacaktır. Bu tazminattan üst sınır olmaksızın pay almak, devlet eliyle adil olmayan zenginleşmenin yolunu açmakta, aynı adliye içersinde farklı bölümlerde yoğun bir şekilde çalışmak zorunda olup, hacze ve keşfe gitme imkânları olmayan memurlar arasında gelir eşitsizliklerine sebep olmakta, bu durum çalışma barışını ve motivasyonunu bozmakta, haksızlık ve adaletsizliğe sebep olmaktadır
. Getirilen sınırlama ile bu durumun ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.
Denilmiş ve gerçekte ücret Adaletinin diğer çalışanların olanaklarını arttırmaktan değil bir kısmının elinden alınarak sağlanacağı düşüncesi açığa vurulmuştur. Bunu olağan görmek ise hiç mümkün değildir. Nitekim Hacize, keşfe giden kişinin daha az aldığı bir durumda Bakanlık Merkez teşkilatında görevli Teknik personel ise ona kıyasen 2 katını alma imkanı verilmiştir. Bu ise durumu daha da çelişik hale getirmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Havuz taksimini iptal eden 2007 tarihli kararından sonra ise durum iyice içinden çıkılmaz hale gelmiş, hem keşfe, hacze gidenler yararlanamamış hem de hatırı sayılır miktarda para her Adliyenin kendi hesaplarında dağınık şekilde tutularak tasarruf dışında kalmıştır.
Anayasa Mahkemesi iptale konu davayı incelerken Havuz sisteminin sadece buna fiilen katkı sağlayanların değil Bakanlığın tüm personelleri için gelir kalemi şeklinde düzenlendiğini bu bahisle bir kısım personelin bunun dışında tutulmasının doğru olmadığı hususuna vurgu yapmış ancak Havuz sistemini getiren 449 Sayılı KHK’ ye dayanak Yasanın 1992 Yılında İptal edildiğinden bahisle Yetki yönünden yasanın ilgili kısımların İPTALİNE karar vermiştir. Yasa bu anlamıyla neredeyse sadece Yargı Çalışanları için kota kısmı uygulanan bir metin olarak ortada kalmıştır.
Oysa yasanın tümüne bakıldığında bunun bir de hazine vekilleri yönünden düzenleme var. İşin orası ile neredeyse kimse oynamamış. Hazine vekili ile birlikte Keşfe, Hacize giden personel bu yolluğun %50’ sini iş sahibinin ödemiş olduğu bedelden alacak, Hazine vekili ise üstelik Bütçeden aynı miktarın % 85’ ini alacak. Yargı Çalışanı aylık kotaya tabi olacak ve aksi iç barışı bozacak, Hazine vekilleri yönünden iç barış tehdidi oluşmayacak. Hem de Yargı Çalışanı diğer %50’ sini Hazine Vekili ise %15’ ni bir havuzda toplayacak.
Gerçekte Hazine vekilleri yönünden hiç düzenleme yapılmadı mı? Evet yapıldı. Onlar için de kota düzenlemesi 30.05.2007 tarih ve 5677 Sayılı bir kısım yasalarda değişiklik içeren yasa ile yapıldı. Buna göre hazine vekilleri Yol Tazmitanın %35’ ini alacak ve aldığı tutar ise Yıllık olarak En yüksek Devlet memuru aylığının yarısı geçemeyekti. Bu yasa Dönemin Cumhurbaşkanı tarafından buna dair düzenleme dışında kalan kısım için veto edildi. Ve halen 14.06.2007 Tarihinden beri yasalaşmayı beklemektedir.
Bizim yolluklara, denge tazminatına, fazla mesaimize ve mali her türlü hakkımıza ambargo koyan Maliye Bakanlığının her nedense gideri tamemen bütçeye ait olan hazine vekilleri için işi bu kadar ağırdan alması durumumuzu sanırım daha iyi açıklar.
Bütün bu temel bilgiler ışığında kanımca ortada Anayasa Mahkemesinin kısa kararının üzerinden 3 yıla yakın zaman, gerekçeli kararının üzerinden 2 yılı aşkın zaman, nihayetinde yasal düzenlemenin yasa koyucu tarafından yapılmasına izin verdiği sürenin bitiminin üzerinden ise neredeyse 1,5 yıla yakın zaman geçmiş olmasına rağmen, bu konuda çözüm sağlanamamış olması hiçbir kurumun kendisini izole edebileceği bir durum değildir.
3717 Sayılı Yasanın yeniden düzenlenmesi konusunda 2009 Yılı Nisan ayında Meclis Komisyonlarında görüşülen torba yasa içerisinde red edilen öneri dışında bir çok kişi ve kuruluşların kendilerince en uygun buldukları çözümlerin tartışıldığı bir süreçteyiz. Bu nedenle bu yasanın esas ruhunun hizmet ücretinin yanı sıra diğer Yargı Çalışanın da ortak gelir kalemi olarak düzenlenmesidir. Önerilere bu açıdan bakarsak daha kolay ortak yol bulunur. Bu güne kadar biriken para ve bundan sonra da birikmeye devam edeceği anlaşılan kota üstü para başından sonuna kadar Yargı Çalışanın hakkıdır. Hangi yolla olursa olsun bu paranın Yargı Çalışanına dönüşümü sağlanmalıdır. Bu düşünce ile daha önce dile getirdiğim ve bir kısım caimada prensipte olumlu bulunan önerimi burada da yeniden düzenlenmiş hali ile dile getiriyorum.



ADLİ PERSONEL İLE DEVLET DAVALARINI TAKİP
EDENLERE YOL GİDERİ VE TAZMİNAT
VERİLMESİ İLE 3717 SAYILI ADLİ PERSONEL İLE DEVLET DAVALARINI TAKİP
EDENLERE YOL GİDERİ VE TAZMİNAT
VERİLMESİ HAKKINDA KANUNUN
YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASI
HAKKINDA KANUN
Amaç
Madde 1 – Bu Kanunun amacı, adli personele ve Devlet davalarını takibe yetkili Hazine Avukatları, Hazine Avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı Kanuna göre yetkili kılınan kişiler ile muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara yol gideri ve tazminat verilmesidir.
Yol giderleri tazminatı
Madde 2 –Makamından uzaklaşma durumunda olan hakimler, savcılar, askeri mahkemelerdeki subay üyeler ve icra müdürleri ile yardımcılarına, adli tabiplere, sosyal çalışmacı, psikolog, pedagog ve İİK’ nun 25/A maddesi gereği görevlendirilenlere, yazı işleri müdürlerine, zabıt katiplerine, mübaşirlere, hizmetlilere ve bu işlemlere katılan hazine avukatlarına, hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı Kanuna göre yetkili kılınan kişiler ile muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara yol giderlerinden başka aşağıdaki miktarda yol tazminatı verilir.
Daireden uzaklaşmayı gerektiren her iş için, 1 inci derece devlet memurunun aldığı geçici görev yolluğu kadar,
Görülen işler birden fazla ise, ilgililerden alınacak yol giderleri uzaklık ile, yol tazminatı ise yukarıdaki bentler esasları ile orantılı şekilde bölünerek hesaplanır. Yazı işleri müdürleri ve zabıt katipleri için bu miktarın 2/3'ü, mübaşirler ve hizmetliler için 1/2'si ödenir.
Yol giderleri ile tazminat, ilgili kişiler tarafından işin yapılmasından önce, elektronik ortamda makbuz mukabilinde vezneye yatırılarak bununla ilgili deftere işlenip keşif ve işlem sonunda yapılan harcama bir tutanakla belgelenerek kalanı ilgili kişiye verilir. Yol giderleri ile tazminatın bütçeden karşılanması halinde yapılacak ödemelerde ilgili hükümler uygulanır.
Hazine avukatlarına yol tazminatı bütçenin ilgili tertibinden tediye olunur ve ayrıca gündelik ödenmez.
Birinci fıkrada sayılanlardan adli yargı hakim ve savcıları ile adli yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personel ve görevlilere tahakkuku müteakip yol tazminatının ½'si ödenir. İcra Müdürlüğünde fiilen çalışan görevli personele yapılacak olan 1 / 2 oranındaki ödemeler o icra dairesine ait bir hesapta toplanır ve ayda iki defadan az olmamak üzere İcra Müdürü ve Müdür yardımcıları için eşit diğer personel için ise İcra Müdür ve yardımcısının aldığının % 90’ ını geçmeyecek şekilde ödenir. Bu ödemelerde fiilen ücretli veya ücretsiz veya sağlık izinde olduğu süreler hesaba katılmaz. Ancak, bu ödemelerin aylık toplamı en yüksek Devlet memuru aylığını (ek gösterge dahil) dört katını geçemez. Geçen miktar ve yol tazminatının diğer yarısı, o yerdeki bir bankada açılan hesaba yatırılır. Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilen para Bu kanunun 2 / A Maddesi gereği Adalet Bakanlığı Personeline ödemede kullanılmak üzere Adalet Bakanlığı Bütçesine aktarılır.
Hazine Avukatı veya devlet davalarını takibe yetkili kişiye ödenecek yol tazminatının tahakkukunu müteakip, % 50'i ödenir. Yol tazminatının kesilen % 50'si emanet hesabına alınarak o il ve ilçede muhakemat hizmetlerinde görev yapan raportör, şef ve memurlara ayda bir eşit olarak ödenir. Yapılan ödemeler aylık olarak en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil) yarısını geçemez.
Bu madde uyarınca verilen yol giderleri ve yol tazminatları ile ödemeler Damga Vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz.
Madde 2/A - Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Yüksek Seçim Kurulu ile Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı ile Türkiye Adalet Akademisi kadrolarında, sözleşmeli personel dahil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi olarak çalışan personele, ayda elli saati aşmayacak şekilde fiilen yapılan fazla çalışma karşılığında, Bütçe Kanunu ile belirlenen fazla çalışma ücretinin Beş katına kadar fazla çalışma ücreti ödenebilir. Fazla çalışma yaptırılacak gün ve saatler ile çalışma mahalli gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle belirlenecek saat başı ödeme miktarı ve ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar Adalet Bakanlığı, Yüksek Mahkemelerde ve Yüksek Seçim Kurulunda ise Başkanları tarafından tespit edilir. Bu madde uyarınca yapılacak ödeme, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi tutulmaz.
Mesai saatleri dışında, genel tatil günlerinde veya hafta sonu tatillerinde bu madde kapsamında nöbet tutan ve birinci fıkrada sayılan personele karşılığında izin kullanılmasına müsaade edilmeyen ve kesintisiz sekiz saatten az olmamak üzere tutulan her nöbet günü için, il merkezleri ile en son yapılan resmî nüfus sayımına göre nüfusu yüzbinden fazla olan ilçe merkezlerinde 750, diğer yerlerde 500 gösterge rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda nöbet ücreti ödenir. Bir kişiye bu şekilde ücret ödenebilecek nöbet sayısı ayda yedi günü geçemez. Nöbet ücreti ödenen günler için adlî personele ayrıca fazla çalışma ücreti ödenmez. Bu ücret damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaz.



Yürürlükten kaldırılan hükümler
Geçici Madde 1 – 3717 Sayılı Yasa gereği bu güne kadar biriken miktar Bu Kanunun 2 / A maddesi gereği Adalet Bakanlığı Personeline yapılacak ödemede kullanılmak üzere Adalet Bakanlığı Bütçesine aktarılır.
Geçici Madde 2 – 2009 Mali Yılında yol tazminatı olarak, 2010 Mali Yılı Bütçe Kanununa ekli (H) cetveli ile tesbit edilmiş olan (30,00.-) TL. esas alınır.
Geçici Madde 3 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 3717 Sayılı Yasanın uygulanması nedeniyle personel aleyhine açılmış Disiplin soruşturmaları ve ceza soruşturmaları kaldırılır, açılmış davalar sona erer, alınmış ve kesinleşmiş cezalar var ise infazı kaldırılır.
Geçici Madde 4 – 3717 Sayılı sayılı adli personel ile devlet davalarını takip edenlere yol gideri ve tazminat verilmesi hakkında kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
Madde 4 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 5 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
GENEL GEREKÇE
Bu Kanun ile Adli Personel ve Devlet Davalarını Takip Edenlere Yol Tazminatı verilmesi hakkında 3717 Sayılı Yasa yeniden değerlendirilerek günümüz şartlarına uygun ve Bu işleri yapanların ekonomik olarak desteklenmesi, bu yolla elde edilen tazminat gelirinin daha adil dağıtılmasını sağlama amacıyla hazırlanmıştır.
Amaç

Madde 1 – Bu Kanunun amacı, adli personele ve Devlet davalarını takibe yetkili Hazine Avukatları, Hazine Avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı Kanuna göre yetkili kılınan kişiler ile muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara yol gideri ve tazminat verilmesidir.

MADDE GEREKÇELERİ :
1. Madde : Bu madde bu kanundan genel olarak kimlerin yararlanabileceği açıkça tanımlanmıştır.
Yol giderleri tazminatı
Madde 2 –Makamından uzaklaşma durumunda olan hakimler, savcılar, askeri mahkemelerdeki subay üyeler ve icra müdürleri ile yardımcılarına, adli tabiplere, sosyal çalışmacı, psikolog, pedagog ve İİK’ nun 25/A maddesi gereği görevlendirilenlere, yazı işleri müdürlerine, zabıt katiplerine, mübaşirlere, hizmetlilere ve bu işlemlere katılan hazine avukatlarına, hazine avukatı olmayan il ve ilçelerde davaları takibe yetkili daire amirleri ve 3402 sayılı Kanuna göre yetkili kılınan kişiler ile muhakemat hizmetlerinde görev yapan memurlara yol giderlerinden başka aşağıdaki miktarda yol tazminatı verilir.
2. Madde : Bu maddenin birinci fıkrası ile bu kanunla verilmesi gereken Yol Tazminatının kimlere hangi suretle ödeneceği ayrıntılı olarak açıklanmış, İİK’ nun 25 / A Maddesi gereği görevlendirilen, Sosyal Çalışmacı, Psikolog, Pedagog gibi kişilerde yasa kapsamına dahil edilerek bunların ücretlerinin ne şekilde olacağı konusunda uygulama tereddütü ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.
Daireden uzaklaşmayı gerektiren her iş için, 1 inci derece devlet memurunun aldığı geçici görev yolluğu kadar,
Bu maddenin ikinci fıkrası ile günümüz şartlarında ulaşım imkanları ve genel köy yapıları, teknolojik gelişmeler, Büyükşehir statüsündeki illerin ülke nüfusu ve iş hacmine oranı, haciz, muhafaza, satış v.b. giderler bir arada değerlendirildiğinde, vatandaşın daha az maliyetle hizmete kavuşması amaçlanmıştır.
Görülen işler birden fazla ise, ilgililerden alınacak yol giderleri uzaklık ile, yol tazminatı ise yukarıdaki bentler esasları ile orantılı şekilde bölünerek hesaplanır. Yazı işleri müdürleri ve zabıt katipleri için bu miktarın 2/3'ü, mübaşirler ve hizmetliler için 1/2'si ödenir.
Bu maddenin üçüncü fıkrası alınan bu tazminat bedelinin personeller arasında hangi nispette tevdii edileceğini düzenlemektedir.

Yol giderleri ile tazminat, ilgili kişiler tarafından işin yapılmasından önce, elektronik ortamda makbuz mukabilinde vezneye yatırılarak bununla ilgili deftere işlenip keşif ve işlem sonunda yapılan harcama bir tutanakla belgelenerek kalanı ilgili kişiye verilir. Yol giderleri ile tazminatın bütçeden karşılanması halinde yapılacak ödemelerde ilgili hükümler uygulanır.
Bu maddenin dördüncü fıkrası tazminat tahsilinin ve sarfiyatının hangi suretle yapılacağını düzenlemektedir.
Hazine avukatlarına yol tazminatı bütçenin ilgili tertibinden tediye olunur ve ayrıca gündelik ödenmez.
Bu maddenin beşinci fıkrası Hazine vekilleri yönünden ayrıca gündelik ödenmeyeceğini düzenlemektedir.
Birinci fıkrada sayılanlardan adli yargı hakim ve savcıları ile adli yargıda görevli yazı işleri müdürü, zabıt katibi, mübaşir, icra müdürü, icra müdür yardımcısı ile diğer personel ve görevlilere tahakkuku müteakip yol tazminatının ½'si ödenir. İcra Müdürlüğünde fiilen çalışan görevli personele yapılacak olan 1 / 2 oranındaki ödemeler o icra dairesine ait bir hesapta toplanır ve ayda iki defadan az olmamak üzere İcra Müdürü ve Müdür yardımcıları için eşit diğer personel için ise İcra Müdür ve yardımcısının aldığının % 90’ ını geçmeyecek şekilde ödenir. Bu ödemelerde fiilen ücretli veya ücretsiz veya sağlık izinde olduğu süreler hesaba katılmaz. Ancak, bu ödemelerin aylık toplamı en yüksek Devlet memuru aylığını (ek gösterge dahil) dört katını geçemez. Geçen miktar ve yol tazminatının diğer yarısı, o yerdeki bir bankada açılan hesaba yatırılır. Adalet Bakanlığı merkez hesabına gönderilen para Bu kanunun 2 / A Maddesi gereği Adalet Bakanlığı Personeline ödemede kullanılmak üzere Adalet Bakanlığı Bütçesine aktarılır.
Bu maddenin altıncı fıkrası Adli Personel yönünden yapılacak ödeme düzenini içermekte olup özellikle İcra Dairelerinde iş yoğunluğu, personel arasında dağılımı düzenlemekte olup, İcra Müdürlüğünde çalışanlar için alınan tazminatın İcra Müdür ve Yardımcıları arasında eşit paylaşılması görevin sorumluluğu ile orantılanmış, diğer personele ise bunun %90’ ının verilmesi nispeten görevde farklılığı kabul edilebir bir oran içerisinde kalmasını sağlamayı amaçlamıştır. Yine Ödeme yapılacak miktarın dört katına çıkarılması ile bu yasanın esası olan 492 Sayılı Harçlar Kanunun yürürlükten kaldırılan 34. maddesinde 1964 yılından 1979 yılına kadar uygulanan kota yaklaşık olarak esas alınmış olup, personelin bu yönüyle de ekonomik olarak güçlendirilmesi amaçlanmıştır.Ayrıca Adalet Bakanlığı Merkez hesabına gönderilen paranın ise bütün Adalet Bakanlığı Personeli arasında çalışma esasına göre fazla mesai ve nöbet ücreti ödemelerinde kullanılmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesine aktarılması sağlanmış olup, böylece koşulsuz olarak Denge Tazminatından yararlanması sağlanılan Adli Personele aynı zamanda yeni bir ücret gelir kalemi eşitlik bağlamında sağlanması hedeflenmiştir.
Hazine Avukatı veya devlet davalarını takibe yetkili kişiye ödenecek yol tazminatının tahakkukunu müteakip, % 50'i ödenir. Yol tazminatının kesilen % 50'si emanet hesabına alınarak o il ve ilçede muhakemat hizmetlerinde görev yapan raportör, şef ve memurlara ayda bir eşit olarak ödenir. Yapılan ödemeler aylık olarak en yüksek Devlet Memuru aylığının (ek gösterge dahil) yarısını geçemez.
Bu maddenin Yedinci fıkrası ile Hazine vekilleri veya devlet davalarını takip edenlere hangi suretle ödeme yapılacağı açıklığa kavuşturulmuş, asli görevini ifa eden bu personelin aynı zamanda sınırsız gelir kalemi yerine bütçeden belli oranda ücret yönüyle desteklenmesi sağlanmıştır.
Bu madde uyarınca verilen yol giderleri ve yol tazminatları ile ödemeler Damga Vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmaz.
Bu maddenin Sekizinci fıkrası ile ödemelerin tabi olacağı vergi usulü tanımlanmıştır.
Madde 2/A - Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Yüksek Seçim Kurulu ile Adalet Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatı ile Türkiye Adalet Akademisi kadrolarında, sözleşmeli personel dahil, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi olarak çalışan personele, ayda elli saati aşmayacak şekilde fiilen yapılan fazla çalışma karşılığında, Bütçe Kanunu ile belirlenen fazla çalışma ücretinin Beş katına kadar fazla çalışma ücreti ödenebilir. Fazla çalışma yaptırılacak gün ve saatler ile çalışma mahalli gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle belirlenecek saat başı ödeme miktarı ve ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar Adalet Bakanlığı, Yüksek Mahkemelerde ve Yüksek Seçim Kurulunda ise Başkanları tarafından tespit edilir. Bu madde uyarınca yapılacak ödeme, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tâbi tutulmaz.
Madde 2-A - Bu madde ile Adalet Bakanlığı bünyesinde çalışan bütün personel fazla mesai kapsamına dahil edilmiş ve fazla mesai ücreti Beş katına çıkarılarak amaç personelin ücret yönüyle de desteklenmesi ve bu ödeme için 2. Maddenin altıncı fıkrasında belirlenen tahsilatın kullanılması sureti ile de kaynağı yaratılmış ve bu yolla yeni bir yük getirmemesi amaçlanmıştır.
Mesai saatleri dışında, genel tatil günlerinde veya hafta sonu tatillerinde bu madde kapsamında nöbet tutan ve birinci fıkrada sayılan personele karşılığında izin kullanılmasına müsaade edilmeyen ve kesintisiz sekiz saatten az olmamak üzere tutulan her nöbet günü için, il merkezleri ile en son yapılan resmî nüfus sayımına göre nüfusu yüzbinden fazla olan ilçe merkezlerinde 750, diğer yerlerde 500 gösterge rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda nöbet ücreti ödenir. Bir kişiye bu şekilde ücret ödenebilecek nöbet sayısı ayda yedi günü geçemez. Nöbet ücreti ödenen günler için adlî personele ayrıca fazla çalışma ücreti ödenmez. Bu ücret damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaz.
Bu madde ile çalışanların Gerek Anayasal, gerekse 657. SY.’ Nın 178. Maddesi hak olan gerekse Başbakanlığın 2009/12. Sayılı Genelgesi ile uyulması hatırlatılan ve neredeyse tüm kurumlarda bulunan Nöbet Ücretinin Yargı Çalışanı içinde tesisi bu yolla Yargı Çalışanının mağduriyetinin önlenmesi ve bu ödeme için 2. Maddenin altıncı fıkrasında belirlenen tahsilatın kullanılması sureti ile de kaynağı yaratılmış ve bu yolla yeni bir yük getirmemesi amaçlanmıştır.
Yürürlükten kaldırılan hükümler
Geçici Madde 1 – 3717 Sayılı Yasa gereği bu güne kadar biriken miktar Bu Kanunun 2 / A maddesi gereği Adalet Bakanlığı Personeline yapılacak ödemede kullanılmak üzere Adalet Bakanlığı Bütçesine aktarılır.
Geçici Madde 1 – Bu madde ile şimdiye kadar banka hesabına yatırılan paranın Adalet Bakanlığı Bütçesine aktarılması sağlanarak yine Adalet Bakanlığı Personeline dönüşümü hedeflenmiştir.
Geçici Madde 2 – 2010 Mali Yılında yol tazminatı olarak, 2010 Mali Yılı Bütçe Kanununa ekli (H) cetveli ile tesbit edilmiş olan (30,00.-) TL. esas alınır.
Geçici Madde 2 – Bu madde ile alınacak tazminat miktarı belirlenmiştir.
Geçici Madde 3 – Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce 3717 Sayılı Yasanın uygulanması nedeniyle personel aleyhine açılmış Disiplin soruşturmaları ve ceza soruşturmaları kaldırılır, açılmış davalar sona erer, alınmış ve kesinleşmiş cezalar var ise infazı kaldırılır.
Geçici Madde 3 – Bu madde ile 3717 sayılı yasa uygulaması nedeni ile hakkında soruşturma açılmış personellerin haksızlığa uğramamaları, mağdur olmamalarının sağlanması amaçlanmıştır.
Geçici Madde 4 – 3717 Sayılı sayılı adli personel ile devlet davalarını takip edenlere yol gideri ve tazminat verilmesi hakkında kanun yürürlükten kaldırılmıştır.
Geçici Madde 4 - Bu madde ile Anayasa Mahkemesinin 17/5/2007 tarihli ve E.: 2004/46, K.: 2007/60 sayılı Kararı gerekçesinde 449 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 6.6.1991 günlü, 3755 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Görev ve Yetkileri ile Bunların Personelinin Mali ve Soysal Haklarında Düzenlemeler Yapılmasına Dair Yetki Kanunu’na dayanılarak çıkartılmıştır. KHK’nin dayandığı 3755 sayılı Yetki Yasası, Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.1991 günlü, E.1991/27, K.1991/50 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Böylece, 449 sayılı KHK anayasal dayanaktan yoksun kalmıştır. Denilmekle 3717 Sayılı Yasa Yürürlükten kaldırılarak Anayasa Mahkemesi gerekçesine uygun yeni bir düzenleme yapılması düşünülmüştür.


Yürürlük
Madde 4 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 4 – Yürürlük Maddesidir.
Yürütme
Madde 5 – Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Madde 5 – Yürütme Maddesidir.
Yargı Çalışanının durumu son derece zordur. Yönetsel eksiklikler, Özlük haklarındaki eksiklikler, mali haklarındaki mağduriyetler ve bugün buradan yapılan seslenişler herkesin dikkatini toplamalı, ilgili birimler zaman geçirmeksizin Yargı Çalışanının mağduriyetinin giderilmesini esas alacak düzenlemelere öncelik vermelidir.
Bunun için;
Mahkeme Yönetim Sistemi genişletilerek daha çok sorumluluk alan ve buna dair yetkilerini fiilen kullanan, Teşkilat içinde Daire Başkanlığı, Denetim Elemanlığı ve hatta Genel Müdürlük dahil her türlü kariyer görevine talip olan, ilerleme imkanı açık olan bir personel rejimi düzenlenmeli,
Yargı Çalışanlarının Adli Yargı Komisyonlarında temsili sağlanmalı. Buna dair yasal düzenleme yapılmalı.
Ücret politikası yeniden gözden geçirilmeli, Yargı Camiası içerisinde kendisini üvey evlat gören birimlerin oluşturulması önlenmeli ve bunun için Yargının bütünlüğü, hizmet alma, yararlanma açısından personele güven verilmeli,
Subjektif değerlendirmelerle oluşabilecek haksız atama ve nakiller önlenmeli, Atama ve Nakil Yönetmeliğinde kişinin suçlu olduğuna dair yargı kararı olmaksızın atamaya izin veren hükümler kaldırılmalı,
Bölge hizmetlerine tabi personel için bölge hizmet sürelerinin yanı sıra üst bölgelerde görev yapmanın aynı zamanda terfi mekanizması ile ilişiği kurulmalı buna dair objektif kurallar tesis edilmeli,
Personelin yargısal faaliyet alanları net olarak belirlenmeli, her fiil bu bağlamda değerlendirilerek personel için hiçbir kurumda olmayan doğrudan cezai soruşturma yöntemi başlangıçta uygulamada terk edilmeli ve nihayetinde bu husus yasal düzenlemeye kavuşmalı,
Yargı binaları proje aşamasından fiili hizmet verdiği ana kadar daha detaylı planlanmalı, personelin ve bazı birimlerin mahzen, arşiv v.b. şekilde inşa edilen yerlerde çalışması önlenmeli, böylesi yerler ise daha çalışabilir ve yaşanabilir binalara taşınması sağlanmalı,
Yargı Çalışanların diğer mali haklarının tesisinin yanı sıra ivedi olarak Nöbet, Fazla Mesai ve 3717 Sayılı yasada personel lehine yapılacak düzenleme zaman kaybetmeksizin, hemen hayata geçirilmeli,
Halen üzerinde çalışmaları sürdürülen 2008 tarihli İİK’ değişiklik tasarısının yasalaşması sağlanmalı,
Yargı Çalışanlarına, Polis Memurları’ nın, Uzman Erbaşların dahi yararlandığı Fiili Hizmet Süresi Zammı 5510 SY.nın 40. maddesinde değişiklik yapılmak sureti ile verilmeli.



Yargı Çalışanları Derneği’ nin sürekli vurguladığı şekilde ve nihayetinde Toplu Görüşmelerde dile getirilen Yargı Hizmetleri Sınıfının tesisi için çalışmalar bir önce sonlanmalı ve hayata geçirilmesi sağlanmalı,
Konuşmamı sonlandırırken burada bulunan Yargı Çalışanlarının seslerinin duyulduğunu bilmek ve bunun somut çözümlerini görmek arzusuyla herkese saygılar sunuyorum.

M. Cesur GÖÇMEN


Bu konuşma Metnine Esas Yasal Dayanaklar.
- Anayasa’ da yer alan Çalışma düzenine ilişkin hüküm.
- MADDE 18 - Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.
Şekil ve şartları kanunda düzenlenmek üzere hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar; olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler; ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları, zorla çalıştırma sayılmaz.

- 492 Sayılı Harçlar Kanunun 34. Maddesi (Mülga)
- 3717 Sayılı Yasa (Yol Tazminatı verilmesine dair yasa)
- Anayasa Mahkemesinin 2004/6. Esas, 2007/60.Karar Sayılı 17.05.2007 Tarihli Kararı.
- 449 Sayılı KHK. (Halen Meclis Komisyonlarında)
- 5172 Sayılı Yasa (ilk Fazla Mesai Düzenlemesi Yapılan Yasa)
- 5435. SY.’ Nın Nöbeti Düzenleyen 24. Maddesi ve 3717 Sayılı Yasada Kotayı Getiren 48.Md.
- 5536.SY.’ nın Nöbeti Düzenlemesini Kaldıran 7. Maddesi ile Mesaileri Üç Katına Çıkaran 8.Md.
- 5677.SY. (Hazine Vekillerine Kotayı Düzenleyen ve Başkaca Maddeleri nedeniyle Veto edildiği halde 14.06.2007 Tarihinden beri yeni düzenleme yapılmayan Yasa)

657.Sayılı Yasanın ilgili 178. Maddesi.
Fazla çalışma ücreti:
Madde 178 – (Değişik: 5/7/1991 - KHK - 433/3 md.; İptal : Ana. Mah'nin 5/5/1992 tarih ve E. 1991/33, K.
1992/32 sayılı Kararı ile, Yeniden düzenleme: 18/5/1994 - KHK - 527/8 md.)
A) 99 ve 100 üncü maddeler hükümleri uyarınca tespit olunan günlük çalışma saatleri dışında;
a) Salgın hastalık ve tabii afetler gibi olağanüstü hallerin olması (Bu hallerin devamı süresince),
b) Fabrika, atelye, şantiye, işletme gibi yerlerde İş Kanununa tabi olarak işçi çalıştıran kurumlarca hizmetin gereği
olarak işçi ile birlikte çalışma saatleri ve günü dışında çalışmanın zorunlu bulunması,
hallerine münhasır olmak üzere, yapılan fazla çalışmalar ücretle karşılanır.
Yukarıda sayılan hallerde yaptırılacak fazla çalışmanın süresi ve saat başına ödenecek ücret Bakanlar Kurulu kararı
ile belirlenir
B) (İptal: Ana.Mah'nin 14/2/1997 tarih ve E: 1997/20, K: 1997/32 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme:
3/4/1998 - 4359/4)
Kurumlar gerektiği takdirde personelini günlük çalışma saatleri dışında fazla çalışma ücreti vermeksizin
çaıştırabilirler. Bu durumda personele yaptırılacak fazla çalışmanın her sekiz saati için bir gün hesabı ile izin verilir. Ancak,
bu suretle verilecek iznin en çok on günlük kısmı yıllık izinle birleştirilerek yılı içinde kullandırılabilir.
Fazla çalışmanın uygulama esas ve usulleri Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken
belirlenir.
Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarına ödenecek fazla çalışma ücretleri ve diğer hususlar Başbakan tarafından
onaylanacak bir talimatla tesbit edilir.











- 2009/12. Sayılı Başbakanlık Genelgesi

2009/12


Demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkesinin en önemli gereklerinden biri örgütlenme özgürlüğünün sağlanmasıdır. Örgütlü toplum, demokratik toplum düzenini ve katılımcı yönetimi gerçekleştirmenin vazgeçilmez şartı olarak değerlendirilmektedir. Devletimizin de taraf olarak onayladığı uluslararası sözleşme ve belgeler ile Anayasa başta olmak üzere iç hukuk düzenlemelerimizde, memurlar dahil tüm çalışanların sendikal örgütler kurabilmeleri, kurulmuş bulunan sendikalara üye olabilmeleri, sendikalar ve üst kuruluşlarının amaçları doğrultusunda faaliyette bulunabilmeleri, örgütlenme özgürlüğü kapsamında güvence altına alınmıştır.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 2001 yılında yürürlüğe girmesinden sonra 2002 yılından beri Hükümeti temsilen Kamu İşveren Kurulu ile her bir hizmet kolunda yetkili sendikalar ve bunların bağlı bulunduğu konfederasyonlar arasında toplu görüşmeler gerçekleştirilmektedir.
2008 Yılı Toplu Görüşme sürecinde Kamu İşveren Kurulu ile yetkili kamu görevlileri sendikaları ve bunların bağlı bulunduğu Konfederasyonlar arasında mutabakata varılan konularla ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşları, aşağıda belirtilen hususlara riayet edeceklerdir:

6) 657 sayılı Kanunun 178 inci maddesinin (B) bendinde yer alan, personele yaptırılan ve ücretle karşılanamayan her sekiz saatlik fazla çalışma için bir gün izin verilmesi konusunda Kanunun amir hükmüntitizlikleuyulacaktır.

- 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun.
- 2802. SY.’ Nın Yargılamaya ilişkin 116. Maddesi.
- 5510.SY.’ Nın Fiili Hizmet Süresi Zammı ile ilgili 40.Maddesi.
- TCK’ nunda yer alan ilgili maddeler.
Tanımlar
Madde 6- (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
a) Vatandaş deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi,
b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,
c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi,
d) Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler ve adlî, idarî ve askerî mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar,
e) Gece vakti deyiminden; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi,
f) Silah deyiminden;
1. Ateşli silahlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,
g) Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar,
h) İtiyadi suçlu deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi,
i) Suçu meslek edinen kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi,
j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi,
Anlaşılır.

Görevi kötüye kullanma

Madde 257- (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) İrtikap suçunu oluşturmadığı takdirde, görevinin gereklerine uygun davranması için veya bu nedenle kişilerden kendisine veya bir başkasına çıkar sağlayan kamu görevlisi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.



0


Page 1 of 1
  • You cannot start a new topic
  • You cannot reply to this topic

Other Replies To This Topic

#2 User is offline   kartol 

  • Gönüldendir şikayet
  • View blog
  • Group: Administrators
  • Posts: 661
  • Joined: 22-July 06
  • Gender:Male
  • Location:Buradan..
  • Interests:PC-Internet, web tasarım, vs.

Post icon  Posted 31 January 2010 - 08:21 PM

Sayın Cesur Göçmen beyfendiye çok teşekkür ediyorum.


0

#3 User is offline   Mikail POLAT 

  • --
  • Group: Usta
  • Posts: 600
  • Joined: 06-November 06
  • Gender:Male
  • Location:Hayatın anlamını yitirdiği yerdeyim
  • Interests:Beni Dünyaya çağırmayın. Ona geldim fena gördüm. Hayat desen, onu tattım. Izdırap, ender ızdırap gördüm. Fırakta elem gördüm. Vücut desen onu giydim.

Posted 01 February 2010 - 09:02 AM

Kıymetli Meslektaşlarım,
21.11.2008 tarihinde bilindiği üzere Anayasa Mahkemesi tarafından havuz paraları olarak bilinen ödememiz kaldırıldı. O tarihten bu güne kadar bizim meslektaşlarımız mesai arkadaşlarımız arasında geçen konuşmaların büyük bir bölümünü bu konular oluşturdu. Herkes havuz paralarının bizim hakkımız olduğunu söyledi durdu. Hepimiz Yargı Mensubuyuz hepimizin bildiği bir şey var. Anayasa Mahkemesi, Meclis tarafından düzeltilmesini istediği bir madde hakkında Müsteşar nasıl kendi kafasından bir tarih verebilir ve nasıl kesin bir dille bu paraların ödeneceğini söyleyebilir ki? Meclis tüm yetki ve haklarını Adalet Bakanlığı Müsteşarına mı devretmişte benim mi haberim yok? Ben Sayın Müsteşarımızın böyle birşey söylediğine de, bunu yazan kişinin Müsteşar Beyle görüştüğüne de inanmıyorum.
Sanırım Ekim 2009 döneminde ümit taciri delinin biri kuyuya bir taş attı. Hala çıkarılabilmiş değil. Neydi bu taş? Bir sendika yöneticisi Adalet Bakanlığı Müsteşarıyla görüşmüş, yılbaşından önce havuz paraları verileceğine dair söz almış ve personele müjdelenmesi istenmiş. Bu haber haberci ve yayep aracılığıyla hızla yayıldı ve hala buna inanan meslektaşlarımız var. Herkeste bir isyan, bir hırs, bir kızgınlık var. Herkes hakkı olan parayı almak istiyor ama bu konuda en ufak bir çalışma yok.
Şu sitedeki aşk şiirleri, oyunlar, hiç bir verimliliği olmayan sadece vakit geçirmek üzere yazılan yazıların bile bizim için bu kadar önemli olan bu konudan bile daha çok ilgi görmesi şahsımı utandırıyor.
Kıymetli Meslektaşlarımın hepsi görünüş itibariyle bu konuda yapılabilecek hemen her türlü çalışmaya destek verirler gibi geliyordu bana. Ama yanılmışız.
Arkadaşlar sizlere o panele geldiğinizde hepinizin hesabına hakkınıza düşen havuz parasını yatıracağız demedik, size üzerinize benzin dökün yakında demedik, size eylem yapında demedik, sadece varlığınızla bize destek olun, sesimizi duyması gereken yetkililere duyuralım dedik.
Açıkçası ben meslektaşlarımın bu denli vurdumduymaz, duyarsız, samimiyetsiz olabileceklerini düşünmüyorum ve Cumartesi günkü ilgisizliğin hala kabus olduğunu düşünüyorum.
Kıymetli Meslektaşlarım,
Kimse kusura bakmasın, bu şekilde, bu vurdumduymazlık ve duyarsızlıkla kimse gelipte havuz parası, özlük hakları, v.s. gibi haklarından bahsetmesin. Bitkiler bile ihtiyaçlarını karşılamak için fotosentez yapar. bazı menfaat ve çıkarları elde etmek için mutlak surette mücadele şarttır. Yatarak hiçbir menfaat elde edilmez. Yukarıda belirttiğim gibi, önüne gelen her şeyi kopyalayıp haberciden arkadaşlarına göndermek mücadele etmek değildir. Bu şekilde mücadele ettiğini sananlar yanılgıdadır.
Biz çıktığımız yoldan caymış değiliz, panellerimiz devam edecektir. Umarım bu bize ders olur ve kendimiz için birşey yapmaya karar veririz.
Saygılarımla...

Mikail POLAT
YARDER Yönetim Kurulu Üyesi
0

#4 User is offline   tancan 

  • Yeni Uye
  • Group: Uye
  • Posts: 26
  • Joined: 31-July 06
  • Gender:Male

Posted 01 February 2010 - 11:10 AM

Ben dinleyici olarak 10 kişi saydım.
Yazık
0

#5 User is offline   hursitttt 

  • Yeni Uye
  • Group: Uye
  • Posts: 40
  • Joined: 10-January 08
  • Gender:Male

Posted 01 February 2010 - 11:48 AM

Çok büyük ayıp edilmiş, ben Ankara'da yaşıyorum. İstanbul'da olsam mutlaka katılırdım. Sonuçta yapılmak istenen, ortaya konulan bir hizmet var. Ama sayın Mikail Beyin'de dediği gibi her kes halinden memnun ki bu tür oluşumlara katılıp, destek vermiyor. Bu en başta yapılana saygısızlıktır. Herkes şükürcü olmuş, elindekiyle yetinmeye uğraşıyor. Elimizden alınan haklara kimse ses çıkarmıyor, vere vere elde bir şey kalmayınca o zaman anlayacağız. Adalat sisteminin, adliye çalışanlarının her gün televizyonlarda bir habere konu olduğu şu günlerde birlik ve beraberlik içinde buradan kendimize pay çıkarabilecekken, yapılan bu girişimlere de katılmayarak verilecek olan hakların da sanki verilmemesini ister bir görüntü çiziyoruz. Arkadaşlar mücadele etmeden bir şey elde etmek mümkün değil. Bu eskiden de böyleydi, şimdi ise şart oldu. Hükümetin anlayışı belli, verdiği zam ve özlük haklarından. Lütfen işini seven, yaptığı işin önemini bilen herkes elini artık taşın altına koysun, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyetinden kurtulsun.
Birlik ve beraberliğin sağlanması ümidiyle, Saygılar...
0

#6 User is offline   elanaz 

  • Uye
  • View blog
  • Group: Kidemli Uye
  • Posts: 63
  • Joined: 02-June 06
  • Gender:Female

Posted 03 February 2010 - 10:12 AM

İstanbul'da olsaydım mutlaka bende katılırdım. Lafta herkes konuşuyor, ama icraata geldimi kimse yok. "Armut piş ağzıma düş" demekle olmuyor. Birlik ve beraberlik içinde olmadıktan sonra hiç bir şeyi başaramayacağımızın farkına varalım artık.
0

#7 User is offline   BASYURT 

  • KIdemli Usta
  • Group: Site Yoneticisi
  • Posts: 1,318
  • Joined: 03-June 06
  • Gender:Male

Posted 03 February 2010 - 09:05 PM

Merhalar

Değerli Arkadaşlar

İlk başka panele katılan, katılamayan ve katılmayan tüm arkadaşlara teşekkürü bir borç biliyorum.

Ayrıca panel konuşmacı olarak katılan Sayın Mehmet Cesur Göçmen ile Av. Sahir Bafra'ya minnettarlığımı sunuyorum...

Ademoğluna doğuşundan itibaren bir takım duygular bahşedilmiştir. Bir bayana annelik, bir erkeğe ise babalık duyguları gibi. Fıtraten bu duygulara haiz olan herkeste mutlaka ama mutlaka bu duygular tezahür etmektedir. Tezahür etmemesi gibi bir durum söz konusu olamaz.

Belgeselleri seyretmişsinizdir. Orada bir anne veya baba evladını korumak için kendini yeri gelir tehlikeye atar, yeri gelir gövde gösterisi yapar. Bunları hepsi karşıda gelebilecek tehkilere karşı koymak içindir. Bir kedi veya tavuğun yavrusuna zarar verecek olursanız hemen size karşı koymaya hatta ve hatta zarar vermeye başlar. Ayrıca bunlar genelde sürü halinde gezerler. Çünkü bilirler ki tek başlarına gezdiklerinde kendilerini bir anda aslanın ağzında, belli bir süre sonra ise midesinde bulacaklardır.

Nedir ki kendisi güç ve kuvvetçe zayıf olmasına karşın karşısındaki güçlü ve kuvvetliye kafa tutar, karşı koyar. Bilirki mücadale ederse kurtulabilir. O anda o kurtulamasa dahi mücadalenin gelecekte bir gün başarıya ulaşacağını bilir. ilk okul kitaplarından hepimiz biliriz; İki kurbağa süt dolu bir kabın içine düşmüş. Birisi zaten öleceğim diye hiç çırpınmadan süt dolu kabın dibini boylamış. Diğeri ise belki bir kurtuluş yolu bulurum diye çırpınmış durmuş ve sonunda süt kaymak bağlamış, kurbağa da kaymağın üzerine çıkmış ve kurtulmuş. Bu hikaye çok manidardır ki mücadelenin ne kadar ehemmiyetli bir durum olduğunu öğretir. Hele hele daha dimağlarda yeni yeni fikirler filizlenirken...

Dünyada hep güçlü ile güçsüz arasında bir mücadele olmuştur. Hep güçlü kazanmıştır diye düşüneceğiz ama her zaman güçlü kazanmamıştır. Güçsüzde kazanmıştır. Kazanmanın tadına varınca bir gün güçsüz güçlü olmuştur. Bu anlattığımı bir örnek ile daha belirginleştirmek isterim. Ertuğrul Gazi babasının vefatından sonra annesi Hayme Hatun'un desteklemesi ile Aşiret beyliğine getirildi. Ertuğrul Gazi basiretli birisi olup aşiretten, devletleşmeyi kafaya koymuştu. Kardeşleri Sungur Tekin ve Gündoğdu Bey'in aklında devletleşme fikri olmayıp, Ertuğrul Gazinin bu fikrine karşı çıkmış aşiretin büyük bir kısmını yanına alarak orta asyaya geri dönmüşlerdir. Ancak hiç bir tarih kitapları bunlardan bahsetmeyip, moğulların istilalarına uğrayarak tarih sahnesinden yok olmuşlardır. Ertuğrul Gazi ise devlet fikrine sadık kalarak ve inanarak bizim ecdadımız olan Osman İmparatorluğunu hayata geçirmiştiler.

Saygıdeğer arkadaşlar

Şimdi gelelim bizlerin durumuna. Yukarıda yorum yapan tüm arkadaşlara yorumlarından dolayı teşekkürü bir borç biliyorum. Burası tüm fikirlerin açıkça ortaya konulduğu bir paylaşım sitesidir. Ortaya müspet yada menfi bir fikir koymak çok büyük meziyettir. Çünkü içinden geleni özgürce haykırmak varoluşun gereği bir harakettir.

Yargı Çalışanları Derneği olarak (YARDER) olarak bizler Yargı Çalışanlarının hak ve menfaatlerini her ahvalde dile getirmek için vücuda gelmiş bir yapıyız. Bu yapının resmi bir sivil toplum kuruluşu satatüsüne sahiptir. Bizlerin söylemiş olduğu her söz, yapmış olduğu her haraket, meydana getirdiği her oluşum kamuoyu tarafından takip edilmekte ve dikkate alınmaktadır. Bizler dernek olarak üyelerimizi sadece üyelik forumlarında değil yapmış olduğumuz her türlü faaliyetlerde görmekten son derece mutluluk duyuyoruz. Bunun yanı sıra yalnız olmadığımızı hissediyoruz. Yargı Çalışanları Derneği olarak kurulduğumuz günden bugüne kadar Yargı Çalışanları için ne gerekiyor ise yaptık, yapmaktayız ve de yapacağız. Çünkü bu bizlerin boynumuzun borcu, kuruluşumuzun yegane varlığıdır. Ayrıca kuruluşumuzda bir de "Kendin için bir şey yap" sloganını belirlemiştik. Çünkü YARDER'e yapılacak herşey bir anlamda kendimize yapılacağını vurlamaktı ki halende öyle...

Değerli yönetici arkadaşlarımızın yorumlarına hak vermemek elde değil. Çünkü bir program akşamdan sabaha meydana gelmiyor. Zaman alıyor, emek istiyor. Değerli arkadaşlarımızda Yargı Çalışanları için emek vererek yaptıkları her türlü faaliyette istenilen gibi olmayınca ister istemez bir moral bozukluğu meydana geliyor. Bir konuşmacı sunum yapmak için ne kadar emek ve mesai harcadığını Mehmet Cecur Göçmen'in sunumunun tetkikinden sonra iç muhabenizle ile yapacağınız görüşme sonucunda varacağınız anlaşılacaktır. Daha da belirgin anlayaşılabilmesi için herkesin kendini veya çevresindekilerin evliliğini nazara alması lazım ki 1000 kişi davet ettiğiniz salona 100 gelirse nasıl bir duyguya kapılırsınız takdirini sizlere bırakıyorum.

Ancak şunu da hatırlatmak isteriz ki ; Bizlerin hiç bir zaman temsil ettiği kesime ne sitem etme, ne gönül koyma gibi bir durumumuz olamaz. Çünkü o zaman hiç bir iş yapamaz. Çünkü mücadele ruhundan vazgeçmiş her ruh teslim olmaya, boyun bükmeye, verilen ile yetinmeye ve sonunda da yok olmaya mahkumdur.

Saygıdeğer arkadaşlar

Yargı Çalışanları Derneği olarak bizler ilk günde bugüne kadar Yarg Çalışanları için hep birşeyler yaptık, yapıyoruz ve de yapacağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Eğer aksine davranırsak YARDER olmaz. Ancak siz değerli arkadaşlarımızı da yanımızda görürsek (yanımızda olduğunuzu bilmek yetmez) istenilenleri en kısa zamanda, en rahat bir biçimde elde ederiz. Aksik takdirde hep kendimiz söyler, kendimiz dinleriz. Bir güzel söz öyle diyor ya Benim oğlum bina okur, döner döner bir daha okur. Aynen böyle oluruz. İsteklerimizin peşine düşmez isek, yüksek sesle duyurmaz isek, varlığımızı, yok sayanların gözüne sokmaz isek kimse bizi gale almaz. Bu arada el elin eşeğini türkü söyleyerek arar demiş hoca Nasrettin. Kendi eşeğimizi kendimiz arayalım. Bulamasak da eşeği aramış oluruz. Bulunur ise de ne mutlu....

Yazıma iki veciz söz ile son vermek istiyorum...

"İMKANSIZLIK İLE İMKAN DAHİLİNDE OLANIN ARASINDAKİ TEK FARK, İNSANLARIN KARARLILIK DERECESİDİR"

"MÜCADELE EDENLER HER ZAMAN KAZANAMAZLAR, ANCAK KAZANANLAR HEP MÜCADELE EDENLERDİR"

En içten sevgi ve saygılarımla....

İbrahim BAŞYURT

Yargı Çalışanları Derneği Genel Başkanı
0

#8 User is online   ciproktan 

  • Uye
  • Group: Uye
  • Posts: 112
  • Joined: 24-December 09
  • Gender:Female

Posted 04 February 2010 - 10:09 AM


Merhabalar

İbrahim Bey öncelikle emeğinize sağlık.Gerçekten insan bir amaç için çalışıp didiniyor ama emeğinin karşılığını alamayınca çok zor geliyor insana.

Bu arkadaşlar bir çaba göstermediği için çok rahatlıkla kulak ardı edebiliyorlar.Aslında onlarda bir şeyler yapsalar,uğraşsalar bu şekilde yapamazlar.Dediğiniz

gibi el elin eşeğini türkü çağırarak arar.Çalışmayan emek vermeyen çalışanın halini bilmez. Allah emeğinizi zayii etmez inşallah.

Saygılarımla...
0

Share this topic:


Page 1 of 1
  • You cannot start a new topic
  • You cannot reply to this topic


1 User(s) are reading this topic
0 members, 1 guests, 0 anonymous users

AOF Sorularını Sitemizden İndirebiliriz